L A N D O R O

27/3/2007 - Saz Kedisi

Uzun zamandır sosyal hayatı sıfıra yakın bir değere indirgemiş olan ben, Pazar gününü iki çok sevdiğim arkadaşımla buluşmaya ayırdım..
Buluşabilme kısmı her zamanki gibi sancılı oldu, ona söyleyecek çok fazla şey yok, alıştık artık.. :)
Ama buluştuktan sonraki dakikalarda yaşanan "yapılacak şey" ve "oturulacak yer" krizi kabak tadı vermeye başladı artık. Sanırım bu konuda pek hoşlanmasam da bir rutin belirlenmesi hepimizin sağlığı açısından verimli bir karar olacak..

İşte bugünki yazım da, daha o dakikalarda sevgili Serkan'ın önceden söz verdiği -ben unutmuş olsam da  onun getirmiş olduğu- ve bana verdiği "Pardus 2007.1 Kurulum", "Pardus 2007.1 Çalışan CD", "ubuntu" ve "kubuntu" cd'lerine bir teşekkür amaçlı kaleme alındı.. Eminim ki benim 1 teşekkürümün yanında 1215 teşekkür daha vardır sana edilen.. :)

İyi kötü oturacak bir yer bulup giriştiğimiz muhabbetimizden bahsetmeye gerek yok sanırım.. Zaten üzerine epey uzunca konuşmamız gereken gayet sorunlu olduğunu düşündüğümüz bir ortak noktamız var.. Bu konuda değil saatler, günler yetmiyor tartışmalara, toplanmalara..
Bilemiyoruz ne olacak..

Günün sonunda da yeteri kadar ıslandıktan sonra sıra gelmişti Serkan'dan aldığım cd'lerin denenmelerine..
Kurulu sistemimi kesinlikle kalrıdmayı veya değiştirmeyi düşünmüyordum, ama denemek de istiyordum, meğerse çalışan cd'ler bu işler içinmiş, bilmiyordum, öğrendim..

Serkan'ın tavsiyesi üzerine "Pardus 2007.1 Felis Chaus Çalışan CD"sini açlışıta açılmak üzere bilgisayarın optik okuyucusuna bıraktım..
Oldukça da ön yargılıydım, Serkan çalışan cd'nin epey yavaş olduğunu idda etmişti.. Korkarım fazla tahammül edemeyecektim.. Sistem yükleme işlemlerinin oldukça seri gelmesi ön yargılarımı birkaç dakika ertelememe sebep oldu..

Ara işlemleri ayrıntılı anlatmayacağım tabi ki, işletim sistemi inceleyecek ne vaktim, ne birikimim var benim.. Ama dikkatimi çeken bazı ayrıntıları paylaşmaya değer buldum..
Bir kere açılmasına açıldı, ama öyle kuru kuru değil, windows kurulu gelen bir bilgisayarın barındırdığı bütün parçaları görmüş, sürücülerini kurmuştu.. Buna karşın, "helal len kediii" demiş olmam; sonradan anladım ki bu işletim sistemini çok fazla küçümsememden kaynaklanıyormuş..
Cd üzerinde çalışmasına rağmen gayet hızlı çalışıyordu..
Acaba üzerinde ne vardır ne yoktur diye kurcalamaya başlarken karşıma çıkan bıyıklı "Kaptan" istediğim taktirde bana bir çok konuda yardımcı olacağını söyledi ki, bu beni çok eğlendirdi.. :))

Daha sonra onu yeni uğurlamışken karşıma internet kurulumuyla ilgili bir ekran geldi, net hatırlamıyorum ama bir veya iki yere tıkladım, internet açıldı.. :))
Hadi canım!.. Dedikten sonra üzerine kurulmuş olan Firefox'u çalıştırdım, üzerinde Türkiye'deki bütün bankalardan tutun da, Türkiye vatandaşları için kimlik numarası, vergi numarası bulma bağlantılarını, hatta yaşadığınız şehirdeki nöbetçi eczaneyi bulabileceğiniz bağlantıyı görünce ağzımın kulaklarıma doğru yayıldığını hissettim..
Ve evet internet çalışıyordu..
E peki anlık ileti hizmeti..? Hani olur ya belki vardır, olamaz mı canım aaa...
Derken programların arasında "kopete" isminde bi fırlamanın olduğunu ve piyasadaki bütün anlık ileti hizmetlerini desteklediğini gördüm.. Üstelik tam da istediğim gibi, bütün hesaplar tek pencerede.. :)))

Daha sonra dikkatimi çeken programlar kısmına geri döndüm..
Yahu o ne?
Bilgisayarımda kurulu olan aşağı yukarı bütün programların işlerini yapan en az bir program mevcut..
Resim işlemelerden tutun da, kelime, tablo hatta ses işlemelere kadar..

Beni en çok etkileyense, önceki yıllarda kendim riplediğim (sıkıştırarak avi formatına getirmek) bazı vidyo dosyalarını codec dediğimiz sıkıştırma algoritmalarını kurmaya ihtiyaç duymadan çalıştırmış olmasıydı..
Sordum.. Buna özellikle dikkat ediyormuş geliştirenler.. E tebrikler..

Öylece keyifli keyifli internette dolaşırken bir ara yorumlamam gereken bir yazı ile karşılaştım, bir şeyler yazmaya kalkışınca kelimelerimin altındaki kırmızı çizgi dikkatimi çekti..
O ney yaw? Aa dur dur Serkan söylemişti, zemberek miydi neydi?.. Serkan bir şey kurulacak mı demişti, yok yok kurulmadan çalışıyordu bu zemberek.. :))
Efendim işin özeti, tamamiyle Türkçe geliştirilen bu işletim sistemi, herkesin bildiği o MS Word'deki hatalı kelimenin altını çizen uygulamayı bütün sisteme yaymış, nerde olursan ol, Türkçe'ye aykırı bir şey yazınca uyarıyor..
E bu süper, ayakta alkışlanır artık..

Dakikalar saatleri kovalarken, Çalışan CD çalıştırma rekorunu kırdığımı söyleyen Serkan'ın iletisiyle uyandım..
Evet epey geç olmuştu, ben hala bu kediyle oynuyordum, yumak atıyordum, beraber yuvarlanıp duruyorduk.. (Çoklu masaüstü olayını keşfetmiş, onunla oynuyordum.. İnternette izlediğim 3 boyutlu masaüstü ile Pardus vidyoları şimdi anlamlı gelmişti..)
Ve kendi işletim sistemimin herhangi bir şeyine henüz ihtiyaç duymamıştım..
Ama sanırım optik okuyucumun bir miktar yardıma ihtiyacı vardı, değil cd, kasa komple ısınmaya başlamıştı onun hızından.. :)))

Uzun lafın kısası beni oldukça şaşırttı bu Pardus..
TÜBİTAK'a ve gelişiminde katkısı olan herkese teşekkür etmek gerek..

Kendi fikrime gelince, bence tercih edilebilir, hiç bir sakıncası yok..
Hele ki lisanssız işletim sistemi kullanıyorsanız, bence buyrun geçin..
Ücretsiz, türkçe, görsellikse görsellik, sağlamlıklsa sağlamlık..

Diğer cd'ler mi?..
Bilmem, belki bir ara bakarım.. :)))


Not: Sürümün adı olan "Felis Chaus" Anadolu'da da yaşayan bir Saz Kedisi'nin latince adıymış, bu yüzden yazıda bu şekilde kullandım..


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2007-03-27 22:41:04 - :)

Yazan: hainkadin
Şuna bak şuna, hala heyacanı geçmemiş..
Bana anlattığın yetmedi bloguda mı bulaştırdın bu konuyu...
Helal valla sana :)

Bu arada ''Büyük Kedi'' ye benden selam söyle oldu mu şeker.. :)))
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

landoro




Takip ettiklerim;

huzunluyuz
1215
zizil
gloomface
gomit
jackalersin
hainkadin
durusuperisi
morbiryel
ugfa