Dostluk hakkında...

Bir başka ortamda açılan hoş bir tartışma esnasında dostluk hakkında yazdığım birkaç yazıyı biraz düzenleyerek burda da yayımlamak istedim..
Düzenlemeye rağmen anlamda boşluklar olabilir, diyalog halindeki 3 farklı yazının toparlanmış halidir..
İdare edin..
: )



Dost diye tanımladıysam bir insanı, güvenimi boşa çıkartmamış demektir çoktan..
Tanımlandığı dakika artık alış veriş tükenmiştir, güveni aşmıştır aramızdaki..

Ha güven boşa çıkar çoğunlukla, dostlardan değil de dost adaylarından..
Fakat yanlış anlaşılmalara da izin vermemek lazım..
Önce çok iyi araştırmak lazım.. Sebebini öğrenmek lazım, sormak, belki sıkıştırmak gerekebilir..
Sonra her insan gibi karşındaki insanın da insani ihtiyaçları olduğu unutulmamalı, ilişkinizi kendi çıkarı doğrultusunda kullandıysa elde etmeye çalıştığı şeyi ortaya çıkartıp ona o konuda yardımcı olabilmek de bir adımdır dostluğa giden yolda..
İnsanız hepimiz..

Etrafındakilerin birçoğu seni sen olduğun için sever..
Ama bunu biz yanlış anlarız..
Mesela arayıp bi konuda yardım isterler belki.. Kızarız..
Ama benden ben olduğum için, yani benim vasıflarımdan yararlanmak için yardım ister, demekki varılan nokta yine ben..
Sömürülme sınırından hemen önce bu çok sevimli bişey aslında, yardımcı olmak da çok hoş..

Arkadaşlar, "dost" kelimesinin içeriği bize ait, bunu sakın unutmayın..
Örneğin benim dost'a yüklediğim anlamla "dost kazığı" tamlaması tamamiyle anlamsız..
Çünkü benim anlamımda "kazık yemeyeceğin insan" ibaresi de mevcut..
Daha bunun gibi neler mevcut, ve inanın anlamım her geçen gün şekilleniyor..

Bakın, sakın insanlara çok güvendiğimi düşünmeyin..
Çok çok az güvenirim, daha kötüsü (bu huyumu pek sevmem ama sonuçta benim) çok da zor beğenir adam yerine koyarım karşımdakini..

Benim dostlarım uzun yılların hediyesidir..
8-10 belki 15..
Eskimeyen dosttur, aşınmayan..

Dostluğu ne pekiştirir?
Yaşanmışlıklar pekiştirir, ama garip gelebilir size, yaşanamamışlıklar da pekiştirir..
Yaşadıklarını hatırlayıp dostunu arayabilirsin, veya sadece anabilirsin..
Yüzün güler.. Anın hüzünlü de olsa yüzün güler..
Yaşayamadıklarını beraber yaşamanın hayalini kurarsın..
Yine yüzün güler.. : )

Ayrıca insanın çok fazla dostu olabileceğini düşünmüyorum.. Çünkü o da gereksiz, ve anlamsız..
Bir(kaç) dostun olur, dostluk kavramını yaşatıp ihtiyacını karşılar, gerisi zaten bir işe yaramaz..
Boşa dememişler nerde çokluk diye.. : )


Maddiyat!..
Maddi gerçekler çoğu zaman hislerin önüne geçer, geçmiştir bilinir..
İki arkadaşın arasına (en basit tabirle) para girdimi işler karışır..
Çıkarlar gözetilir, arkadaşlık çıkar kadar değerli görülmez..

Ama iş dostluğa döndümü yine değişir işler bence..

Gerekirse para da alınır verilir, alışveriş de yapılır, dostluk ayrıdır, borca harca bakmaz..
Kar da paylaşılır, zarar da..
Onun ihtiyacı varsa parayı o alır, bu durumdan dolayı memnuniyeti de ben..
Yine bişeyler paylaşılmıştır, dostluk hala bakidir..

Şu "sır" ve "dostunun dostu" meselesine gelelim..
E arkadaşlar zaten marifet "dostunun dostu" olabilmek değil midir?

Hayatta üstüne çekinmeden konuşabileceğim nadir konulardan biridir dostluk..
Bunun için bir teşekkür dostlarıma..



Yorum Yaz