17/2/2007 - Dostluk hakkında...
Bir başka ortamda açılan hoş bir tartışma esnasında dostluk hakkında yazdığım birkaç yazıyı biraz düzenleyerek burda da yayımlamak istedim.. Düzenlemeye rağmen anlamda boşluklar olabilir, diyalog halindeki 3 farklı yazının toparlanmış halidir.. İdare edin.. : )
Dost diye tanımladıysam bir insanı, güvenimi boşa çıkartmamış demektir çoktan..
Tanımlandığı dakika artık alış veriş tükenmiştir, güveni aşmıştır aramızdaki..
Ha güven boşa çıkar çoğunlukla, dostlardan değil de dost adaylarından..
Fakat yanlış anlaşılmalara da izin vermemek lazım..
Önce çok iyi araştırmak lazım.. Sebebini öğrenmek lazım, sormak, belki sıkıştırmak gerekebilir..
Sonra her insan gibi karşındaki insanın da insani ihtiyaçları olduğu
unutulmamalı, ilişkinizi kendi çıkarı doğrultusunda kullandıysa elde
etmeye çalıştığı şeyi ortaya çıkartıp ona o konuda yardımcı olabilmek
de bir adımdır dostluğa giden yolda..
İnsanız hepimiz..
Etrafındakilerin birçoğu seni sen olduğun için sever..
Ama bunu biz yanlış anlarız..
Mesela arayıp bi konuda yardım isterler belki.. Kızarız..
Ama benden ben olduğum için, yani benim vasıflarımdan yararlanmak için yardım ister, demekki varılan nokta yine ben..
Sömürülme sınırından hemen önce bu çok sevimli bişey aslında, yardımcı olmak da çok hoş..
Arkadaşlar, "dost" kelimesinin içeriği bize ait, bunu sakın unutmayın..
Örneğin benim dost'a yüklediğim anlamla "dost kazığı" tamlaması tamamiyle anlamsız..
Çünkü benim anlamımda "kazık yemeyeceğin insan" ibaresi de mevcut..
Daha bunun gibi neler mevcut, ve inanın anlamım her geçen gün şekilleniyor..
Bakın, sakın insanlara çok güvendiğimi düşünmeyin..
Çok çok az güvenirim, daha kötüsü (bu huyumu pek sevmem ama sonuçta benim) çok da zor beğenir adam yerine koyarım karşımdakini..
Benim dostlarım uzun yılların hediyesidir..
8-10 belki 15..
Eskimeyen dosttur, aşınmayan..
Dostluğu ne pekiştirir?
Yaşanmışlıklar pekiştirir, ama garip gelebilir size, yaşanamamışlıklar da pekiştirir..
Yaşadıklarını hatırlayıp dostunu arayabilirsin, veya sadece anabilirsin..
Yüzün güler.. Anın hüzünlü de olsa yüzün güler..
Yaşayamadıklarını beraber yaşamanın hayalini kurarsın..
Yine yüzün güler.. : )
Ayrıca insanın çok fazla dostu olabileceğini düşünmüyorum.. Çünkü o da gereksiz, ve anlamsız..
Bir(kaç) dostun olur, dostluk kavramını yaşatıp ihtiyacını karşılar, gerisi zaten bir işe yaramaz..
Boşa dememişler nerde çokluk diye.. : )
Maddiyat!..
Maddi gerçekler çoğu zaman hislerin önüne geçer, geçmiştir bilinir..
İki arkadaşın arasına (en basit tabirle) para girdimi işler karışır..
Çıkarlar gözetilir, arkadaşlık çıkar kadar değerli görülmez..
Ama iş dostluğa döndümü yine değişir işler bence..
Gerekirse para da alınır verilir, alışveriş de yapılır, dostluk ayrıdır, borca harca bakmaz..
Kar da paylaşılır, zarar da..
Onun ihtiyacı varsa parayı o alır, bu durumdan dolayı memnuniyeti de ben..
Yine bişeyler paylaşılmıştır, dostluk hala bakidir..
Şu "sır" ve "dostunun dostu" meselesine gelelim..
E arkadaşlar zaten marifet "dostunun dostu" olabilmek değil midir?
Hayatta üstüne çekinmeden konuşabileceğim nadir konulardan biridir dostluk..
Bunun için bir teşekkür dostlarıma..
|
|
Yorum yaz!
|
2007-03-05 09:56:34 - dost |
| Yazan: isimsiz |
Gerçek anlamda dostluğu anlatan çok güzel bir yazıydı.
Ama yazıyı daha anlamlı kılan (bence) Zizilin yazdığı yorum. Ben bunları okuyunca
bu dosluğu taa eskilerde yaşanmış "dost" kavramını anlatan en güzel misal peygamberimiz ve tek dostu Hz.E.Bekir' e benzettim.
Allah size öyle bir dosluğu yaşamayı nasip eder inşallah. Tabi bu benim düşüncem bir yanlışım olduysa kusura bakma Landoro...
Dostunla hep dostça kal... |
| Bağlantı |
2007-02-22 09:47:08 - Demekki dost... |
| Yazan: landoro |
... zor anında "seni senden çok düşüneceğinden" şüphen olmayan kişidir..
Zor anlarımda sessizliğimi paylaşanlara...
Seni, onu, onları...
Ben de... |
| Bağlantı |
2007-02-22 03:52:37 - speechless letters!.. |
| Yazan: zizil |
Bu ne kadar uğraşılsa da tanımı yapılamayan olgu bazen uzun sürede bazen aniden varolur...
Şimdi bu işlerin genelde akıldan uzak döndüğüne pek itiraz olmaz sanırım...
"Ya da en azından bende öyle..." diyip kişiselleştireyim tanımlarımı...
Beyinden biraz daha aşağılarda solda 4 odalı bir mekanda geçiyor/gelişiyor olaylar...
Tahminen ortaokul civarından beri biliyoruz ki tek tarafa açılan kapakçıklar var bu mekanda...
Ve ben bir merdivenin sonundaki kapıya benzetiyorum orayı...
Uzun bir aztek merdiveni, en sonunda tek girimlik bir kapı...
Benim arkadaşlarım bu uzun merdiven üzerinde seyrederler, ki genelde konforlarıyla bizzat ilgilenirim elinde bir not defteri olan garson gibi...
Bazıları bu hizmetten hoşlanıp daha manzaralı yerler için (gerekli bedeli ödeyerek) yukarılara çıkmayı tercih eder, bazıları ise yerlerinden memnundur...
Neyse fazla uzatıp yorum sınırlarını aşmayayım... ;)
Koşarak çıkan da olur, ağır ağır çıkan da, mehteran gibi iki ileri bir geri yapan da...
Son basamakta bir müddet bekledikten sonra o kapıdan içeriye girenler olur...
İçerisini anlatmak ayrı bir sanat, onu ustalarına bırakıyorum...
Peki ya sıkılıp çıkmak isteyenler?..
Onlar da benzeri bir kapıdan dışarı atılır...
Diğerleri gibi o da tek tarafa açılan cinstendir...
Belki merdivenin en dibine, belki yine başına düşerler çıkma hızlarına bağlı olarak...
Ancak parmak izine duyarlı o kapılar, "kanlı" bir eli tekrar içeri almayacaktır...
Belki o merdivenin en tepesindeki yerini koruyacaktır ömür boyu, ancak içerisi yasaktır artık ona...
Ha içeride attığı ilk yanlış adım üzerine direk kapı dışarı mı edilir bilinmez, buradaki "yanlış" da kişinin sözlüğündek kelimenin kuvvetine bağlıdır...
İçeride hataya yer vardır belki, ama yanlışa asla...
Neyse, bu saatte bu yazdıklarımı mazur görürsünüz umarım, "kaptırıp gitme" olayına yenik düşmüş durumdayım... :)
Birkaç kelam daha edip kürsüyü terkediyorum, son 10 dakikam... :))
İlginç bir tespit var yukarıda başınızı şişirdiğim, belki anlamsız yazının sonundaki kovulanlarla ilgili onu da ekleyip devam edeyim...
Bütün büyük din kitaplarında düşmanlarımızı affetmemiz gerektiği söylenir...
Ancak de hiç bir yerde dostların affedilmesinden bahsedilmez... ;)
Eski dost düşman olmaz, olamaz, adı üstünde, en fazla eski dost olur belki...
Martin Luther'in mi kimindi net hatırlamıyorum, sevdiğim bir laftır; "Sonunda düşmanlarımızın sözlerini değil, dostlarımızın sessizliğini hatırlayacağız!"
(aslında bu sözün söyleniş amacı farklı ama neyse ben işime geldiği gibi anlayayım) :)
Dostluk sadece sözleri değil, HAYATI paylaşmaktır...
Söylenecekler söylendiğinde sükunet içerisinde oturup ufka bakarken büyük bir ihtimalle aynı şeyleri düşünüyordur (ve hissediyordur) sizinle...
Dostlukta sessizlik hakim olur çoğu zaman...
İki insan birbirini tanımada doruk noktaya ulaştığından, biri diğerini göz ucundaki bir bakışla konuşmaya, dert yanmaya itebilme gücüne sahiptir...
Gün gelir dostlar birbirinden ayrılabilir, öğrenim hayatı biter, ya da başlar, ya da söylenilegelmiş "hayat şartları" onu gerektirmiş, uzaklaşmışlardır...
Nedenleri önemsiz, dostluğu paylaşanlar veda etmek zorunda kalabilir...
Ancak iki gerçek dost bıraktıkları yerden yıllar sonra da sessizlikle anlaşabilirler...
Ve içlerinden birinin hayatı sona erdiğinde, diğerleri sadece dostlarıyla paylaştıkları sessizliğin güzelliğini hatırlayacaklardır...
Beraber sessizce yudumlanan çayların ispat ettiği tek şey; hayatın kısalığı ve en az bir kişinin sizi anlayabildiğidir...
Arkadaşlık kelimesinin içerisi zaten iyice boşalmışken, en basitinden bir metrese dost dendiği günümüzde "dost"luğun gerçek anlamını hakeden bir insana verip vermediğimiz çok önemli...
Dost anne gibi yıkılmaz ya da baba gibi kabullenmez...
Yeri geldiğinde en acımasız eleştiriyi yapacak olsa da arkasında hiçbir art niyet olmadığını bilirsiniz...
Acil durumlarda numarası bilinçdışı çevrilir bu insanların...
Yaşamınızın en büyük şahididir çünkü, birlikte çok vakit geçirilen insanlar değil, yaşanmışlıktır...
Hayat denen bu bilmeceyi birlikte çözdüğünüz kişidir...
İşte bunca şeyin yanında...
Sessizliğini de paylaşabildiğin insandır...
Dost, insanın aynasıdır denir ya hani...
Aslında biraz daha derin bir durum söz konusu; dost insanın kendisi gibi olan bir ruhtur, aynadaki gibi sahte bir akis değildir, gerçek anlamda ruhtur...
Herkes o ruhu bulduğunda gerçek dostu bulmuş olur...
Bazısı aynadaki akise bakarak geçirir ömrünü, kendini kandırır bir anlamda...
Aramayla da bulunmaz tabi, ummadığınız anda, şans eseri bulabilirsiniz ya da bulamadan ölebilirsiniz...
Dostu aramak kendinizi aramak gibidir aslında...
Bulmak çook zor...
Bulduysanız eğer aslında kendinizi bulmuşsunuz demektir...
"Dostunuzu kaybetmek mi?..
Bu daha da zor, kendinizi kaybetmiş gibi olursunuz!.."
Bazı zamanlar, hüzün bastığında; ciltli, deftere benzer bir kaynaktan açıp okuduğum (zamanında kendi ellerimle o kaynağa aktardığım) bir dosta yazılmış anonim bir yazıyı paylaşmak isterim son olarak...
bir gün bunalırsan ve sıkıntını paylaşmak istersen beni ara...
iki elim kanda olsa gelirim, sıkıntını yok ederim...
bir gün ağlayacak gibi olursan da beni ara...
seni belki güldüremem ama, söz veriyorum senle birlikte ağlayabilirim...
bir gün uzaklara kaçmak istersen beni aramakta çekinme...
seni belki durduramam ama, senle birlikte koşabilirim...
bir gün yüksek bir köprüden atlamaya kalkarsan da ara beni...
seninle birlikte atlayamam ama, aşağıda bekler, seni tutabilirim...
bir gün herhangi bir konuda kararsız kalırsan ara beni...
seni senden fazla düşünür sana fikirler verebilirim...
bir gün kimseyi dinlememeye karar verirsen de ara beni...
ağzımı açmayacağımı, söylemediklerini bile dinleyeceğimi bil...
bir gün beni üzdüğünü düşünürsen de çekinme, yine ara beni...
göreceksin, sana kıyamam, kızamam, üzemem seni...
bir gün beni ararsan ve benden karşılık alamazsan...
söz ver: o zaman sen ulaşmalısın bana ama mutlaka...
çünkü o an bir dosta gereksinim duyduğunu bilmelisin...
seni seviyorum dostum... |
| Bağlantı |
2007-02-21 16:46:07 - ... |
| Yazan: durusuperisi |
dostluk hakkında yazılmış bu yazıyı burdada görmek güzel oldu..
bi kısmını öncede okumuştuk ama iyi olmuş ;)
burdada güzel durmuş.. :))
dostlarınla dostaca günler gecirmen dilegiyle..
hadi Allah a emanet ol LanDoro ....... |
| Bağlantı |
|
landoro
Takip ettiklerim;
• huzunluyuz • 1215 • zizil • gloomface • gomit • jackalersin • hainkadin • durusuperisi • morbiryel • ugfa
|